Blog Single

07 Oca

Veliler İçin Dijital Vatandaşlık Eğitimleri Devam Ediyor

3. Bölüm: “Yapay Zekâ ile Yeniden Yazılan Çocukluk”

Veliler İçin Dijital Vatandaşlık Serisinin üçüncü bölümü, 06 Ocak 2026 tarihinde saat 20.30’da çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Programın konuğu, T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Sayın Buğra AYAN oldu. Katılımcılar, “Yapay Zekâ ile Yeniden Yazılan Çocukluk” başlıklı kapsamlı sunumda yapay zekânın eğitimdeki fırsatları, riskleri ve ailelerin rehberlik rolünü çok yönlü biçimde ele aldılar.

Yapay zekânın “yatay bir teknoloji” olduğu vurgulandı; yani tek bir alanla sınırlı kalmayıp eğitimden sanata, iletişimden üretkenliğe pek çok süreci dönüştürüyor. Tamamen orijinal üretim iddiaları tartışılırken YZ’ nin neyi yapabildiği, neyi yapamadığı ve nasıl yaptığını anlamanın kritik olduğu ifade edildi. Cloud, Gemini ve Manus gibi modeller örnek verilerek, bu araçların eğitimde kişiselleştirmeyi güçlendirdiği, doğru kullanıldığında düşünce kalitesini artırabildiği ve bazı açılardan sosyal medyaya kıyasla daha filtreli, daha az riskli deneyimler sunabildiği belirtildi. “Shadow AI” ve kaçak kullanım konusuna dikkat çekilerek, yasaklamanın çözüm olmadığını; doğru kullanım, farkındalık ve etik hatların daha kalıcı bir yol sunduğu aktarıldı.

Eğitim açısından YZ’ nin kişiselleştirme gücü pozitif bir dönüşüm olarak öne çıktı: Öğrencinin seviyesine ve öğrenme stiline göre içerik uyarlama, tekrar ve açıklama yapma, analojilerle anlatma ve defalarca soru sorabilme imkânı, öğrenmeyi derinleştiriyor. Google Arts & Culture’ın eğitim amaçlı incelenebileceği; kültürel miras, müzeler ve sanat eserlerinin dijital olarak keşfiyle merakın canlı tutulabileceği paylaşıldı. Girdi-çıktı meselesi hatırlatılarak, iyi sonuçların doğru, açık ve yapılandırılmış girdilerle mümkün olduğu; Autodraw AI ve Manus AI gibi araçların yaratıcı üretim ve metin geliştirme süreçlerinde işlevsel destek sunduğu örneklerle anlatıldı. Ücretli sürümlerin genellikle daha güçlü yetenekler sağladığı, “konuş-öğret-yönlendir” yaklaşımıyla ebeveynlerin çocuklara yol gösterebileceği vurgulandı.

Riskler bölümünde halüsinasyonlar ve dezenformasyon özellikle öne çıkarıldı. Yapay zekâ, metinde olduğu kadar görsellerde de yanlış veya yanıltıcı üretimler yapabilir; örneğin kompozisyonlara fark edilmeyen semboller, “arkaya kilise” gibi uygunsuz veya bağlam dışı öğeler eklenebilir. Duygusal boşluk ve bağımlılık, ELIZA etkisi ve YZ ile ilişki kurulması riskleri detaylandırıldı: YZ’nin başlangıçta ikna edici ve rahatlatıcı görünebileceği, ancak “artıp, artıp bir noktada çakılma” şeklinde tatmin edici olmayan sınırlarına çarpıldığında çocuklar için hayal kırıklığı ve duygusal zarar doğurabileceği ifade edildi. Bu nedenle, YZ’ye duygusal bağ kurmanın tehlikeli olabileceği; çünkü yapay sistemlerin etkileşimlerinin evrildiği ancak insanî empatiyi gerçekten karşılamadığı hatırlatıldı.

“Yapay Zekâ: Araç mı, hile mi?” sorusu, etkinliğin etik odağını belirledi. Ödevlerde YZ’nin araç olarak kullanımı—anlaşılmayan konuları farklı yollarla açıklatmak, çözüm süreçlerini öğrenmek, yazıyı geliştirmek ve fikir üretmek—öğrenmeyi derinleştirir. Hile olarak kullanımı—kopyala-yapıştır, süreci öğrenmeden sadece sonucu almak—akademik dürüstlüğü zedeler. Anahtar sorunun “Bunu öğrenmek için mi kullanıyorsun, yoksa öğrenmemek için mi?” olduğu vurgulanarak sorumluluğun teknolojiden öğrenciye taşındığı anlatıldı. Sharenting tehlikesine ayrıca dikkat çekildi: Çocuğun tam adı, okul bilgisi, adresi ve anlık konum gibi kişisel verilerin paylaşılmaması; masum görünen fotoğrafların dahi yapay sistemlerin veri setlerine dahil edilerek yüz tanıma veya kötüye kullanım risklerini artırabileceği hatırlatıldı.

Pratik kullanım önerilerinde NotebookLM’in güvenli öğrenme alanı sunan yapısı öne çıkarıldı: Kendi notlarını yükleyerek, sadece bu kaynaklar üzerinden özet, soru ve açıklama üretmek halüsinasyon riskini azaltır ve müfredatla uyumu korur. “Balık verme, balık tutmayı öğret” yaklaşımıyla, YZ’den doğrudan cevap yerine doğru sorularla rehberlik etmesini istemek—Sokratik yöntem—eleştirel düşünmeyi ve problem çözmeyi destekler. YouTube’un 4x hız gibi özellikleriyle (paylaşılan notlar doğrultusunda) çalışma verimini artırabileceği; analojilerle anlatım ve adım adım rehberlik talep etmenin öğrenmeyi yapılandırdığı belirtildi.

Prompt mühendisliği, “doğru soruyu sorabilme sanatı” olarak somut bir çerçeveyle aktarıldı. Üç adımlı model önerildi: Rol atama (“Sen matematik öğretmenisin; dikkat problemim var, bana üslü sayıları anlat”), bağlam verme (öğrencinin seviyesi ve ihtiyacı), talimat iletme (çıktı formatı, adım adım çözüm). Meta prompt örneği olarak “Sana birazdan şunu soracağım; bunu sana en iyi nasıl sorabileceğimi yaz” gibi yönlendirmeler paylaşıldı. “Matematikte adım adım cevapla”, “5 farklı yolla çöz, en iyisini gönder” gibi komutlar, çıktının kalitesini artıran pratik yollar olarak öne çıktı.

Etkinlikte ayrıca dijital ebeveynliğin üç altın kuralı hatırlatıldı: Yasaklama, yönet; sınırlar koy; açık iletişim kur. Velilerin çocuklarıyla birlikte yapay zekâ araçlarını keşfetmesi, yasaklamaktan daha etkili bir yöntem olarak değerlendirildi. “Teknoloji iyi bir hizmetkâr, kötü bir efendidir. Direksiyonda daima insan olmalıdır.” sözü ise katılımcılara yol gösterici bir mesaj olarak öne çıktı.

Sonuç olarak, yapay zekâ doğru kullanıldığında eğitimde fırsat eşitliğini büyüten, düşünce kalitesini artıran ve kişiselleştirilmiş öğrenmeyi mümkün kılan bir süper güç; yanlış ve bilinçsiz kullanıldığında ise hile, dezenformasyon ve duygusal riskler doğurabilen bir teknoloji. Yasaklamak yerine birlikte keşfetmek, sınırlar koymak ve açık iletişim kurmak; dijital vatandaşlık bilincini güçlendirirken çocukların güvenliğini ve gelişimini korumanın en etkili yolu olarak vurgulandı. Etkinlikte paylaşılan bu perspektifler, velilerin dijital dünyada daha bilinçli ve donanımlı adımlar atmasına ilham verdi; katkıları için Sayın Buğra AYAN’ a içtenlikle teşekkür ediyoruz.

(Visited 32 times, 1 visits today)

Related Posts